Çocuklar Neden Korkar?

İnsanın varoluşşal özelliği olarak korku duyması oldukça normaldir. Korku hissi, bizleri tedbir almamız gerektiğine dair uyaran bir mekanizma olarak işler. Ancak bazen korku hissi beklenenden yoğun, işlevselliği azaltıcı nitelikte olabilir.

Annenin yaklaşımı bebeğin korkmamasını sağlar

Literatürde korkunun ilk başta 5-12 ay civarında bebeğin kişileri tanıması ve ayırt etmesi ile belirginleştiğinden bahsedilir. Bu dönemde çocuk sürekli gördüğü insanlara yakınlık gösterir, tanımadığı insanlardan ürkebilir, ağlayabilir. Böyle bir durumda yeni girilen ortamda bebek ebeveyninin kucağında oturtulup, ortama ve insanlara alışması sağlanırsa ve güven duygusu verilirse kısa sürede ağlaması kesilecektir. Bebek anneyi oldukça takip eder niteliktedir. Anne `korkulan yabancı kişi` ile jest ve mimiklerle desteklenmiş olumlu bir iletişim başlatıp, bu iletişime bebeği de dahil ederek bebeğinin korkusunu aşmasına yardımcı olabilir.

12-18 aylık bebeklerde ayrılık endişesi görülür. Bu dönemde bebeklerin zeka gelişimi hızlanmış ve algıları daha da açılmıştır. Kendisine bakan, seven, ihtiyaçlarını karşılayan biri olduğunun farkındadır. Bebeğiniz zamanla annesinin gidip, geri döneceğini kavramaya başlayacak bu doğal duygusu zamanla azalacaktır.

Okul öncesi döneme dikkat!

Okul öncesi dönemde 2-5 yaş arası ani seslerden, karanlıktan, yalnız kalmaktan, hayali yaratıklardan, yani anlamlandıramadıkları durumlardan korkabilirler. 6 yaş civarı okula başlama ile beraber, anneden ayrılık korkusu (okul korkusu) tekrar gündeme gelir, aynı zamanda performans kaygıları da başlayabilir. Bu dönemde bedensel kaygılar görülebilir. Görüldüğü üzere bu dönemde sosyalleşme ile beraber daha gerçekçi korkular vardır, anne-babanın kaygıları çocuğun da kaygılanmasında etkili olur.

Çizgi film ve tv programları konusunda seçici davranın

Yukarıda bahsedilen korkular günlük etkilenmeler ve gelişim düzeyi ile alakalı olanlardır. Bir de anne-baba, bakıcı veya yakınların yanlış tutumlarından oluşan korkular gelişebilir. Çocuğa yapılan terk edilme ile ilgili tehditler, anne ve babadan uzun süre ayrı kalma, çocuğun ebeveyninin aşırı kaygılı bir tutum sergilemesi, çocuğa karşı aşırı eleştirici ve mükemmeliyetçi tutum, fiziksel veya psikolojik cezalar çocukta korku gelişmesine neden olabilir. Bir de medyadan gelen şiddet ve olumsuz içerikli mesajlar çocukta korkuyu tetikleyebilir. Bu nedenle ebeveynlerin çizgi filmler ve televizyon programları konusunda seçici davranması önem taşımaktadır.

Çocuklara ölüm kavramını uygun bir dille anlatmak çok önemli

Özellikle ölüm ile ilgili yanlış açıklamalar, bilgiler çocukta ölüm korkusu geliştirebilir. 3 yaştan önce çocuklar ölümü anlamlandıramazlar. 3-5 yaş arası ölüm geçici bir şey olarak algılanır. 6 yaştan itibaren ölümün son olduğunu kavramaya başlarlar, 9 yaş itibarı ile de canlıların öldüğünü ve evrensel bir durum olduğunu kavramaya başlarlar. Çocuğunuz ölüm ile ilgili sorular sorduğunda; sorulara kısa, net, doğrudan cevap vermek önemlidir. Özellikle çocuğa `uzun yolculuğa çıktı` demek çocukta döneceğine dair beklenti yaratabilir,” sonsuz uykuya daldı” demek uyku ile ölümü eşleştirmesine ve uyku problemlerine yol açabilir. Yakın bir kişinin kaybı varsa çocuğa bunu uygun bir dille belirtmek ve yas tutmasına, kişiye psikolojik anlamda veda etmesine müsaade etmek ve bu süreçte çocuğun güvende olduğu duygusunu aşılamak oldukça önemlidir.